Mitoloji Nedir?

Dünyayı anlamak için bir yöntem olarak her kültür kendi mitolojisini yaratmıştır. Bu mitler koleksiyonu dünyanın en eski, en güçlü anlatıları olan Avrupa' nın önde gelen üç geleneğiyle Asya'nın büyük uygarlıklarından derlenen hikayeler içermektedir.

Avrupa mitolojisinin özünü oluşturan Yunan, Kelt ve Norveç efsaneleridir. Ortadoğu mitleri; Sümer ve Babillilerin yanı sıra antik İran, Mısır, Filistin ve İbranilerin efsanelerini içerir. Güney ve Orta Asya bölümü; Hindistan, Sri Lanka, Tibet ve Nepaldir. Hindu ve Budist efsanelerinden oluşmaktadır. Doğu Asya bölümünde ise, Daoist ve Budist mitler, Çin'in halk dini, Japonların Şinto tanrıları ile Sibirya'dan Güneydoğu Asya adalarına kadar uzanan geniş bir bölgede egemen olan animist ve şamanist dinler bulunmaktadır. Batı uygarlığının beşiği olan Mezopotamya' dan çıkan efsanelere ancak parçalar halinde göz atma şansımız varken Mısırlılar ve Yunanlılar gibi antik toplumların inanç sistemleri çok daha kolay ulaşılabilir haldedir. Bu antik toplumlardan günümüze kalan hikayeler çoktan tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş olan tanrılardan bahseder. Diğer tanrılar ise, Hinduizm ve Budizm' de olduğu gibi hala canlı olan inanç sistemlerini oluştururlar ve günümüzde de milyonlarca müritleri vardır.

Farklı anlatımlarda ise mitoloji; MYTHOS ve MYTHOLOGIA olarak ilkin “söz” vardı der kitap. Eski Yunan dilinde söz kavramı vermek için bir değil üç kelimeden oluşurdu. Biri “mythos”, ikinci “epos” ve “logos”. Mythos; söylenen veya duyulan sözdür, masal, hikaye,efsane anlamına gelir ama Mythos' a pek güven olmaz. Çünkü insanlar gördüklerin, duyduklarını anlatırken bir çok yalanlarla süslerler. Bu yüzden de Herodot gibi tarihçi mythosu gerçeklerle ilişkisiz tarih değeri olmayan boş ve gülünç masal şeklinde yorumlardı. Epos ise, daha değişik anlam taşırdı. Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür. Epos insana tanrı armağanıdır. süslü sözleri bir araya getirerek dinleyicilerini büyüler. Epos; şiir, destan, ezgi anlamına gelir. Bundan sonra bir de logos vardır. Logos gerçeğin insan sözü ile dile getirilmesiydi. Bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve doğanında logosu vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur. Her yerde ve her şeyde vardır. Ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos' u bulmak sırlarını göz önüne sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl görevidirMythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos arasında bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım gelişmiştir.

Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgilerin yanında gene İonya'da doğup gelişen bilim kolları; fizik matematik yer ve gök bilimi, tarih coğrafya olmuştur. Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitaptır. Mitolojide bahsi geçen mitler, edebiyat ve görsel sanatlara ilham kaynağı oldukları ve sundukları tiplemelerle insan psikolojisini anlamamıza yardım ettikleri için dünya uygarlıklarını hala etkilemeye devam etmektedirler. Tüm insan toplulukları; aydınlık ve karanlık, güneş, fırtına ve sel ve kuraklık veya kuraklık, yaşamlarının bağlı olduğu bitkilerin büyümesi gibi kendilerinden daha güçlü doğa olaylarına saygı duyarlardı. Bu tür güçleri hatırı sayılır şekilde insan doğasına sahip ruhlarla ilişkilendirmek insanların evrenin tesadüfü ve tehditkar yapısı hakkında bir fikir sahibi olmalarını sağlamıştır. Adaklar ve dualar aracılığı ile ruhları yatıştırmak, onlara tapanlarda kendi yaşamları üzerine bir nebze olsun hakimiyet duygusu uyandırmıştır.

Mitolojinin başka bir kolu, insan ya da yarı ilahi kahramanların başından geçenleri nakleder ve var olmanın temel sorunlarını dile getirir. Bu hikayeler bugünkü insanın bilinç altında yatan ve bu derin fikirleri anlaşılabilir insan hikayeleri üzerinden ifade eden geniş açılı temalardan oluşmaktadır. Her kültürün mitleri; aşkın gücünü, ona eşlik eden heyecan ve kıskançlığı, nesiller arasındaki anlaşmazlıkları, erkeklerin özellikle savaş meydanlarında ve teke tek mücadelerde iyice arta şiddet öfke duygusunu, haili hazırdaki günlük yaşantıdan sıkılan bozguncuların hınzırlıklarını, hastalık ve yaralanmalarının yarattığı üzüntüleri, ölümün gizemini ve ölümden sonra yaşam olasılığını anlatır. Bireysel kahramanların hikayeleri, büyünün zihin ve beden üzerindeki etkilerini, iyi ve kötü şansa ve kaderin biçimlenmesine, dünyanın yaratılmasına, tanrılarla insan ırkı arasındaki ilişkilendirmeye, dünyanın yaratılması ve toplumun temellerinden ve son olarak evrenin doğasından bahsederek dünyanın gizemlerini açıklamaya çalışır.

Farklı mitler bu büyük sorunları farklı bir dille ele alır. Ancak her uygarlığın kadın ve erkek kahramanları aynı temel sorunlarla uğraşırlar. Mitolojide kader ve kısmete hükmedilemez. Büyük kahraman Gılgamış başka herhangi bir insanın gücünün çok ötesinde başarılar elde etmiştir. Ölümsüzlüğün sırrını ararken yeraltı dünyasına bile inmeyi başarmıştır. Fakat en son geldiği nokta kendi ölümünü engellemeyeceğidir. Tanrılarda kaderin işleyişinden nasiplerini almışlardır. Odin, tanrıların gün batımı olan Ragnarok'ta ölümüne engel olamaz. Klet Güneş tanrısı Lugh savaş meydanında oğlunu kurtaramaz. Yunanlıların baş tanrısı Zeus bile kaderin kendi yolunu izlemesini sağlamakla görevlidir.Ama olayları kontrol edemez.

Mitlerin en çarpıcı özelliklerinden biri, ardı ardına gelen kültürler tarafından benimsenip uygulanmasıdır. Örneğin Asya mitleri, misyonerler tarafından kıtanın bir ucundan bir ucuna taşınmışlardır. MÖ 500 yıllarında Hindistan 'ın kuzeyinde Buda' nın öğretilerinden doğan Budizm, yaklaşık olarak İsa'nın döneminde Çİn'e ve MS 6 yüzyılda Japonya ya yayılmıştır.

Büyük mitlerin konuları evrenseldir. Yaradılış mitleri hemen her kültürde evrenin içinden doğduğu sonsuz okyanus örneğinde olduğu gibi çarpıcı benzerlikler gösterirler. Bunun yanı sıra başka bir benzerlikte ölümden sonraki hayatla ilgilidir. Bu ölülerin yargılanmak için inecekleri bir yeraltı dünyası ile dürüst ruhların yükseleceği göklerden oluşan iki paralel dünya kavramını açıklar. Yaşamın son özgürlük olan “nirvanaya” ulaşmak için geçilmesi gereken reenkarnasyonlardan ibaret olduğuna inanılan Hinduizm ve Budizm' de bile bu dünya dışı ülkelerin karmaşık resimlerine rastlanabilir. Mitolojinin değişmez ilgi alanlarından biride temel insan güdüleri ile ilgili açık sözlüğüdür. Mitoloji bu anlamda teolaglar tarafından bozulmamış kutsal bir edebiyat olarak da tanımlanabilir.

Mitoloji ve Mitler Nedir?

Avrupa'da büyük mit yaratıcılığını Yunanlılar başlatmışlardır. O zamanın tanrılar, kahramanlar, insanlar ve hayvanlar hakkında anlatılan şaşırtıcı hikayeler günümüze kadar gelmektedir. Atinalı filozof Platon, ilahi eylemlerin hayali kayıtları ile gerçek olayların ayrımını yapabilmek için, MÖ 400 yılında Mythologia kelimesini bulmuştu. Tüm yaşayan gelenekler gibi Yunan mitolojisinin gücüde kollektif doğasından gelir. Mit, kendisini aktaran hikaye anlatıcısı veya ondan yararlanan drama yazarının dinleyiciler tarafından kolaylıkla anlaşılabilen bir karakterler ve konu sistemi ile kendi başına ayakta durur.

Mitler; özel halinde olduğu gibi anlatılsalar bile etkilerinden bir şey kaybetmezler. Yunan mitleri insanlığın hatırlayabildiğinden çok uzun zamandır, nesiller boyunca yeniden popüler oldukları için kazanmışlardır. Romalılarda Yunan mitlerinden etkilenmişlerdir. Kendi İtalyan hatta kendilerinde eşdeğerlerinin bulunmadığı tanrıları bile alıp benimsemişlerdir. Dünya mitolojisinde Keltler ve mitler, kendi soylarından bugün Avrupa' nın batı kıyılarına yerleşmişlerdir.

İskandinav mitleri; Kuzey ve Doğu Avrupa mitolojilerini esas alarak Alman ve Slav halklarının soylarından gelenler olmak üzere iki ana grupta oluşur. İlk grubun günümüzdeki temsilcileri, Alman, Hollandalı, Danimarkalı, İsveçli, Norveçli, İzlandalı halklar oluşturur.

Mitlerin geniş açıklayıcı özellikleri oluşumlarını belirli bir oranda muğlaklaştırmakta olup, efsanelerin kökeni konusunda yazarlar arasında ortak uzlaşı bulunmamaktadır. Kimi yazarlar yaşanıp unutulmuş gerçek olaylara kimisi tamamen bilinçaltı ve hayal gücüne antropolog Paul Radin'in başını çektiği bir grup ise toplumların varolma ve kaynak bulma ihtiyaçlarını sömüren dini ve siyasi önderler tarafından teşvik edilip, oluşturulduğu kanatindedir. Mitler kabile, şehir veya millet gibi kültürel kurumları evrensel hakikatlere bağlayarak yetkilendirebilir.

Tüm kültürler kendi dinleri, kahramanları, tarihleri ve benzeri unsurlarına ilişkin anlatıları barındıran kendi mitlerini zamanla geliştirmişlerdir. Bu mitlerin barındırdıkları sembolik anlamların gücü uzun süreler boyunca canlı kalabilmelerinin (bazen binlerce yıl boyunca) ana sebeplerindendir. Mâche, temel (ve öncül) ruhsal bir bağlamdaki görüntü olarak mit ile bir tür mitolojiyi, bu görüntüler (mitler) arasında belirli bir uyumu sağlamaya çalışan bir sözcükler sistemi şeklinde ayrıştırma yapmaya çalışırlar.

Mitlerin bir toplamı, bütünü mitos olarak adlandırılır. Bunların (mitosların) bir toplamı, bütününe ise mitoi denir. Bunun önemli bir türü bir kültürün evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin görüş ve inançlarını açıklayan ve tanımlayan yaratılış mitleridir. Mit, kutsal bir öyküyü anlatır; en eski zamanda, “başlangıçtaki” masallara özgü zamanda olup bitmiş bir olayı anlatır. Başlangıç; evrenin ve alemin yaratılışıdır.

Mitoloji ise, kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olup, Eski Yunan’da “geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi” gibi bir anlam barındırmaktayken zamanla Batı dillerinde efsane anlamı kazanmıştır. Çağdaş kullanımda, mitoloji ya belirli bir din veya kültürdeki mitlerin bütününü tanımlar (örneğin: Kelt mitolojisi) ya da mitlerin incelenmesi, yorumlanması, mit sözcüğü gerçekte doğru olmayan bir hikaye veya anlatı için tercih edilir ve çoğunlukla bir yanlışlık, doğru olmayan unsur vurgusu barındırır. Bununla birlikte bu tip bir mit kullanımı veya anlamı mitolojide kabul edilmez ve kullanılmaz.

Mit; çok eskilerde yaşamış milletlerin inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat hikayelerinden bahseden hikayelerdir. Mitler daha çok evrenin yaratılışı ve türeyişi hakkında anlatılan öykülerden oluşur. Bu daha çok zamanın insanlarının yaratıcıyı anlama, hayatı anlamlandırmaya çalışmaları sonucu “neden”, “nasıl” sorularına cevap arayışlarında oluşmuş. Zamanla, sonraki toplumlar tarafından ortaya atılan farklı düşüncelerle farklılık göstererek ve zenginleşerek günümüze kadar gelen sözlü ürünlerdir. Bu aslında milletlerin bir köken arayışıdır. Bu köken arayışının sonucu olarak da ortaya çıkan bu hikayeler, en eski dönemlerde kutsal ve gerçek kabul edilirlerdi. Bu kutsallığın yerini bir süre sonra din, gerçekliğin yerini de bilim almıştır. Mitoloji ise; mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim dalının adıdır.Her toplumun kendine özgü bir mitoloji maceraları vardır ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mitolojiler, toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlar da çok bulunmaktadır. Mitolojide geçen öykülerin hepsi hayal ürünü değildir; birçok mitolojide geçen tufan olayının, yapılan kazı ve araştırmalar sonuçu gerçek olduğu ispatlanmıştır.