Sembolizm (Simgecilik) Nedir?

Sembol; nesne, fikir, düşünce, görsel imaj, inanç, eylem ve gündelik yaşamda çok kullanılan paraların üzerinde resimlerde çizim yapılan figürlerdir. Ayrıca semboller; temsil ettiği düşünceleri, sözler, sesler, jestler veya inançları ifade etmekte kullanılır. Örneğin kırmızı bir sekizgen sembolü dur anlamına gelir. Harita üzerinde bir çadır resmi kamp yapılabilecek yeri belirtir. Sembollerde rakamlar ve rakamlardan oluşan numaralarda olabilir. Kişisel anlamda kırmızı gül sevgi ve şefkatin simgesidir.

Etimolojik olarak Sembolizm; Yunanca SYMBOLON'den türemiştir. Yunanca manası, bir şeyin orijinal olup olmadığını belirtmek için karşılaştırma yapılmasıdır. Sembolizm ezoterizmde ise evrensel bilgi ve hakikatlerin basit ve sade öğelere indirgenerek ifade edilmesidir. Semboller; çizgiler resimler ile bir enerjiyi çağrıştırma ve yönlendirmeye yardımcı olduğuda bilinir. Günlük yaşamda; kavramlar, kelime vizyonları, ritüeller ve görüntüler gibi şeylerle alakalı semboller vardır. Bunun için tarihte bir çok gizli öğretiler ve günümüz gizli cemiyetleri sembolleri çok kullanırlar. Açıklanması herkese yasak olan bilgiler semboleştirilmiştir. Semboller genellikle anlam bakımından birden fazla şekilde çizim ve renkler kullanılarak oluşturulan karmaşık bir iletişim aracıdır.

İnsan kültürleri belirli ideolojileri ve sosyal yapılarını ifade etmek ve kendi özel kültür yönlerini temsil etmek için semboller kullanırlar. Böylece, semboller kişinin arka planda anlamlar taşıyan kültürel bir dildir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, bir sembolün anlamı özünde mevcut değildir. Aksine içinde yaşadığı kültüre göre şekillenir. Semboller içinde yaşadığımız dünyanın anlaşılmasını kolaylaştırmak için kullanılır. Gösterge bilimi olarak kabul edilen görsellikteki davranış iletişimi için işaretler, semboller ile çalışılmıştır ve önemsenmiştir.

Bunlar; beden dili, ses ve diğer ilgili ipuçları dikkate alınarak gösterenin ve gösterge biliminin arasındaki ilişkiye iyi odaklanılarak çalışmalar yapılmıştır. İsviçreli psikanalist Carl Jung; semboller sayesinde çizim ve şekillerin arketiplerini okumuş ve bundan dolayı semboller için alternatif tanımlar önermiştir.

Sembolizmin inisiyasyonlarda kullanımı; kimi hakikatlerin o hakikatleri öğrenme liyakatine ulaşmamış kişilerden gizlenilmesi gereğidir. Bunun üç temel nedeni şunlardır:

Gelişim düzeyi geri, dogmatik insanların hakikatlere ait bilgileri açıklayan hikmet sahiplerine karşı her devirde tehlikeli, tutucu tepkiler göstermiş olmalarıdır.

Hakikatlere ait bilgilerin o bilgilere gereksinimi olmayanlardan, yani gelişim düzeyleri gereği, gelişim gereksinimleri henüz bu yolda olmayanlardan ve o bilgilerin taşıdığı enerjiyi kaldıramayacak olanlardan saklı tutulmasıdır. Çünkü hakikatlere ait bilgiler bir tür enerji gibidir ki, kapasiteleri uygun olmayanlar bu enerji yükünü kaldıramazlar ve bu yük onlara yarar değil, zarar getirir. Dolayısıyla hakikatlere ait bilgiler bu enerji yüklerini henüz kaldırabilecek kapasitede olmayanlardan, sembollere büründürülerek gizlenir.

Hakikatlere ait bilgilerin avam-ı beşer tarafından bilinmesi gereken kısmının, onların anlayabilmesi için, daha sade, daha basit kalıplara indirgenmesi ait bilgilerin toplanması arz edilir.

Sembolizmin amaçlı ya da diğer adıyla haberci rüyalarda, vizyonlarda ve ruhsal tebliğlerdeki varlığı inisiyasyonlardakilere kıyasla az çok farklı nedenlere dayanır. Temel nedeni meta psişikçiler şöyle açıklar:

İnsanın imajinasyon yeteneği sembolleştirici bir role sahiptir. Ruhsal alemde “anlamlar” halinde bulunan “tesirler” fiziksel alemde belirirlerken ister istemez madde aleminin özelliği olan imajlara bürünmek zorunda kalırlar ki, bürünecekleri imajları da “tesir”i alan insanın şuuraltı dağarcığından edinirler. Bir ruhsal tebligatın, bir vizyonun ya da bir haberci rüyanın alınmasında, tesir ne kadar yüksek bir varlıktan gelirse gelsin, alıcı kişinin kapasitesi, şuuraltı imajları, şuuraltı dağarcığı ve hatta sözcük dağarcığı -tesirin özgün halini kaybetme derecesi ve kısıtlanması bakımından çok önemli bir rol oynar.

Orijinal kaynağından “anlam” olarak inmeye başlayan ruhsal tesir onu alan insanın zihninde imaj olarak ve ağzında söz olarak belirene kadar geçirdiği bir sürü dönüşüm sırasında ister istemez özgün halini yitirmek, kabalaşmak zorundadır. Metapsişikçiler şuuraltının bu değiştirici ya da dönüştürücü etkisine “renkli cam etkisi” adını verirler. Nasıl beyaz ışık renkli bir camdan geçerken hem camın rengini alıyor, hem de bir miktar kırılmaya uğruyorsa, insanın aldığı metapsişik enformasyon ya da tesir de şuuraltı katmanından geçerken benzer şekilde, özelleşir, bükülür, kabalaşır, dönüşür, o ortamdaki malzeme neyse ona bürünür ve özgün halini az çok yitirerek dışarı (zihne) yansır. Yani, bir kaynaktan gelen, örneğin haberci bir rüya tarzında alınan tesirler, insan zihninde yer ederken, ister istemez o insanın şuuraltı dağarcığındaki imajlara dönüşürler ve bu dönüşüm sırasında birtakım sembollere bürünürler. Bu doğal ve zorunlu bir süreçtir. Metapsişikçiler sezgi kanalıyla alınmış metinlerdeki sembolik betimlemelerin nedenlerinden birinin de yine bu olgu olduğunu belirtirler.

Kutsal metinlerdeki sembolizmin temel nedenleri şöyle açıklanır:

İnsanlar arasındaki anlayış farklılığı: İnsanlar hakikatlere ait bilgilerin taşıdıkları enerjileri kaldırabilme konusunda farklı kapasiteler sahiptirler. Her bilgiyi her insan kaldıramaz. Derin bilgiler bazı insanları ilerletmek yerine, tökezletebilir, kargaşa içerisine sokabilir, hatta onların yoldan çıkmalarına neden olabilir. İnsanların zihinsel düzeyleri, anlayış ve duyuşları birbirlerinden farklıdır. Oysa bir kutsal metnin pek çok insana hitap edebilmesi için pek çok anlayış ve zihin düzeyine, tüm insanlara hitap edebilmesi için de tüm anlayış ve zihin düzeylerine hitap edebilecek şekilde indirilmiş olması gerekmektedir.

O halde o metin öyle hazırlanmış olmalıdır ki, hem her anlayış düzeyindeki insan orada kendi anlayış düzeyine uygun ilerletici bilgiler bulsun, hem kendisini kargaşa içerisine sokucu henüz taşıyamayacağı bilgileri orada bulamasın, hem de zihin ve anlayış düzeyi yükseldikçe, idraklendikçe ve bilinçlendikçe, yani kendilerini kaldırabileceği dereceye geldikçe orada yeni durumuna uygun derin bilgileri bulabilsin.. İşte bunu sağlayabilecek bir tek sistem sembolizm sistemidir. Sembolizm sistemi evrendeki “tedriç prensibi”ne (her gelişimin sıçramalar tarzında değil, derece derece oluşması) uygun olarak, insanların hakikatlere ilişkin bilgileri yavaş yavaş, sindire sindire öğrenmesine olanak veren bir sistemdir.

Kutsal metinlerde bazı bilgilerin açık, bazı bilgilerin örtülü olarak verilmiş olmasının bir nedeni budur. Dönemin koşulları ve gelişim düzeyi: Bazı hakikatlerin anlaşılabilmesi için o kutsal metnin indiği dönemin koşullarının ve gelişim düzeyinin yetersiz olması. Örneğin metnin indiği dönemde insanların bilim alanındaki bilgilerinin yetersiz oluşu. Fakat zaman geçtikçe ve bilim ilerledikçe elbette insanlar o metinlerde ilk bakışta göze çarpmayan hangi anlamların da ima ve ifade edilmiş olduğunu ve sembolik ifadelerin başka anlamlarını da keşfedeceklerdir, keşfedilmektedir de.

Sembolizmin farklı kullanımları

Sembolizm; (edebiyat) sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve sembol değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı, simgecilik.Politik sembolizm, politik amaçlar ve mefhumlar için kullanılan semboller sistemi, simgecilik. Dini sembolizm, dini amaçlar ve mefhumlar için kullanılan semboller sistemi, simgecilik.

Ezoterik sembolizm evrensel sembollerin derin anlamlarıyla ilgilenir. Rüyalardaki sembolizm rüya yorumu alanını ilgilendirir. Sembolizm; adı gerçekçilikle anılan tüm akımlara karşı büyük bir tepki niteliğindedir. 19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan sembolizm yani simgecilik akımı edebiyat sanatının yanı sıra müzik ve resimde de kendisini göstermiştir. Fransız İhtilâli sonrası oluşan aydınlanma çağı, özgürlük ortamı sanatı da etkilemiştir. Sanatçılar bu dönemde eserlerinde aklı ön plana alarak hareket etmişlerdir. Somuta karşı büyük bir yöneliş bu dönemin en büyük özelliklerinden biridir. Bu şekilde sanatta meydana gelen gerçekçilik, pozitivizm fikirlerinin insanın ruh dünyasını sınırlandığını söyleyen sembolik sanatçılar, bu durumu reddederek insanın iç dünyasına, hislerine yönelmişlerdir.

Sembolistlere göre dış dünya her insan tarafından farklı algılanmaktadır. İşte sembolizmde bu algılanışın ifade edilme şeklidir. Dış dünya ve insan duyguları sembolist sanatçılar tarafından sembolik tabirlerle verilmektedir. Sembolizm, kendisini şiirde fazlaca göstermiş ve bir şiir akımı halini almıştır.

Bu durumun nedeni olarak bireylerin hislerini anlatması hususunda en etkili türün şiir olması gösterilebilir. Sembolizmin ilkeleri Fransız şair Stéphane Mallarmé tarafından oluşturulmuştur. Ancak edebiyat dünyasında Charles Baudelaire’in ismi sembolizm ile özdeşleşmiştir. Yazdığı sembolik şiirler ülkemiz dâhil tüm dünya şairlerini etkilemiştir.