Site Aletleri


Farklar

Bu sayfanın seçili sürümü ile mevcut sürümü arasındaki farkları gösterir.

Karşılaştırma görünümüne bağlantı

İki taraf da önceki sürüm Önceki sürüm
Sonraki sürüm
Önceki sürüm
sumer-mitolojisi [15/07/2017 19:24]
sami
sumer-mitolojisi [11/06/2019 13:13] (mevcut)
sonsuz
Satır 53: Satır 53:
 Sümer mitolojisinde insanın tanrılara hizmet etmesi için yaratıldığı anlatılır. Hava tanrısı Enlil tanrılara hizmet etmeleri maksadıyla Enki'​nin tavsiyesiyle tahıl tanrıçası Aşnan ile sığır tanrı Lahar'​ı yaratmıştır. Ancak bu iki tanrı bir gün öyle bir kavgaya tutuşmuşlar ki tüm işleri yapmaz olmuşlar. Kendilerine hizmet edilmeyen tanrılar, yeryüzündeki işleri yapmaktan yorulmuşlar ve bu konuyu Enki'​ye götürüp şikayette bulunmuşlar. Uyuduğu için olan bitenden haberi olmayan Enki, tanrıça Nammu ve doğum tanrısı Ninmah'​a insanı yaratması emrini vermiştir. Ninmah ve Nammu "derin suların üzerindeki"​ "​balçığı"​ kararak şekil bakımından tanrılara benzeyen, ancak onların ölümsüzlük yeteneklerine sahip olmayan insanı yaratmışlar. İnsanın yaratılışı şerefine verilen şölende bütün tanrılar içerek sarhoş olmuşlar. Sarhoşluğun tesiriyle Ninmah'​ın yarattığı altı insanın hepsi kusurlu olmuş. Ardından Enki'​nin yarattığı insan da akli ve fiziksel bakımdan kusurlu olmuş. Hatasını düzeltmesi için Ninmah'​tan yardım isteyen Enlil'​i tanrı Ninmah yaptığı hatadan dolayı lanetlemiş. Sümer mitolojisinde insanın tanrılara hizmet etmesi için yaratıldığı anlatılır. Hava tanrısı Enlil tanrılara hizmet etmeleri maksadıyla Enki'​nin tavsiyesiyle tahıl tanrıçası Aşnan ile sığır tanrı Lahar'​ı yaratmıştır. Ancak bu iki tanrı bir gün öyle bir kavgaya tutuşmuşlar ki tüm işleri yapmaz olmuşlar. Kendilerine hizmet edilmeyen tanrılar, yeryüzündeki işleri yapmaktan yorulmuşlar ve bu konuyu Enki'​ye götürüp şikayette bulunmuşlar. Uyuduğu için olan bitenden haberi olmayan Enki, tanrıça Nammu ve doğum tanrısı Ninmah'​a insanı yaratması emrini vermiştir. Ninmah ve Nammu "derin suların üzerindeki"​ "​balçığı"​ kararak şekil bakımından tanrılara benzeyen, ancak onların ölümsüzlük yeteneklerine sahip olmayan insanı yaratmışlar. İnsanın yaratılışı şerefine verilen şölende bütün tanrılar içerek sarhoş olmuşlar. Sarhoşluğun tesiriyle Ninmah'​ın yarattığı altı insanın hepsi kusurlu olmuş. Ardından Enki'​nin yarattığı insan da akli ve fiziksel bakımdan kusurlu olmuş. Hatasını düzeltmesi için Ninmah'​tan yardım isteyen Enlil'​i tanrı Ninmah yaptığı hatadan dolayı lanetlemiş.
  
-merlerde insanın yaratılışına dair diğer bir hikâye günümüz Adem inancına da kaynaklık ettiği düşünülen [[Adapa]] efsanesidir. Yasak meyve, cennet ve sonsuz yaşamdan kovulma, medeniyet bilgilerine veya sanatlarına sahip olma gibi Adem'e atfedilen diğer sıfat ve fiillere benzer niteliklere sahiptir.+merlerde insanın yaratılışına dair diğer bir hikâye günümüz Adem inancına da kaynaklık ettiği düşünülen [[efsane:Adapa]] efsanesidir. Yasak meyve, cennet ve sonsuz yaşamdan kovulma, medeniyet bilgilerine veya sanatlarına sahip olma gibi Adem'e atfedilen diğer sıfat ve fiillere benzer niteliklere sahiptir.
  
 ====Tanrılar ve Tanrıçalar==== ====Tanrılar ve Tanrıçalar====
 +
 +{{ :​sumer-tanrilari.jpg?​nolink&​600|}}
  
 **Ab-zu**: Yeraltı tanrısı. Apsu(ya da Absu)'​da denir. İlk insanlar, yaşamın sarmal gelişimini mevsimlerde izlemişler,​ doğum-ölüm döngüsünü yeraltı sularına bağlamışlardır. Yeraltı suları, ilkbaharda bütün doğaya canlılık verirler, yazın göklere doğru yükselirler,​ sonbaharda yağmurlarla yeniden insanın yaşadığı toprağa düşerler, kışın da toprağın altındaki yerlerine dönerler. Bu döngü her yıl böylece tekrarlanır. Su mevsimi gelince, her yl doğayı yeniden canlandırır. Bu yüzden Ab-zu, canlandırıcı bir tanrıdır. **Ab-zu**: Yeraltı tanrısı. Apsu(ya da Absu)'​da denir. İlk insanlar, yaşamın sarmal gelişimini mevsimlerde izlemişler,​ doğum-ölüm döngüsünü yeraltı sularına bağlamışlardır. Yeraltı suları, ilkbaharda bütün doğaya canlılık verirler, yazın göklere doğru yükselirler,​ sonbaharda yağmurlarla yeniden insanın yaşadığı toprağa düşerler, kışın da toprağın altındaki yerlerine dönerler. Bu döngü her yıl böylece tekrarlanır. Su mevsimi gelince, her yl doğayı yeniden canlandırır. Bu yüzden Ab-zu, canlandırıcı bir tanrıdır.
Satır 109: Satır 111:
 **Tiamat**: Tuzlu su-tanrıçası. Tatlı su-tanrı Apsu (ya da Ab-zu)'​yla birlikte evrenin ilk varlıklarıdır. Sümer'​lerin Enuma Eniş (Gökyüzünde) adlı yaratılış efsanelerinde evrenin bomboş olduğu bir ön zamanda bu iki varlığın bulunduğu belirtir. Evren, bütün tanrılar ve insanlar bu iki varlıktan, eşdeyişle su'dan meydana gelmiştir. Tatlı ve tuzlu suların birleşmesinden ilkin erkek yılan Lakmu (Lagma biçiminde de yazılıyor)'​yla dişi yılan Lakamu (Lagama biçimindede yazılıyor) doğuyor.Bunların birleşmesinden de Anşar (Gök. An-sar biçiminde de yazılıyor) ve Kişar (Toprak. Ki-sar biçiminde de yazılıyor) meydana geliyor. Tanrılar ve insanlar işte bu gökle yerin birleşmesinden doğuyorlar. **Tiamat**: Tuzlu su-tanrıçası. Tatlı su-tanrı Apsu (ya da Ab-zu)'​yla birlikte evrenin ilk varlıklarıdır. Sümer'​lerin Enuma Eniş (Gökyüzünde) adlı yaratılış efsanelerinde evrenin bomboş olduğu bir ön zamanda bu iki varlığın bulunduğu belirtir. Evren, bütün tanrılar ve insanlar bu iki varlıktan, eşdeyişle su'dan meydana gelmiştir. Tatlı ve tuzlu suların birleşmesinden ilkin erkek yılan Lakmu (Lagma biçiminde de yazılıyor)'​yla dişi yılan Lakamu (Lagama biçimindede yazılıyor) doğuyor.Bunların birleşmesinden de Anşar (Gök. An-sar biçiminde de yazılıyor) ve Kişar (Toprak. Ki-sar biçiminde de yazılıyor) meydana geliyor. Tanrılar ve insanlar işte bu gökle yerin birleşmesinden doğuyorlar.
  
-**Temmuz**: Sümer'​lerin Dumuzi'​sinin Sami'​lerdeki adı. Tamuz ve Tammuz biçimlerindede yazılır ve söylenir. Kaynağı Sümer tanrısı Dummuzi olan Temmuz giderek Anadolu'​da Attis ve Adonis'​e dönüşmüştür. Bütün bunlar bitkilerin ölen ve yeniden dirilen tanrısı'​dırlar. Bu tasarım, doğanın sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden canlanışını simgeler. Bu tanrılarda doğa gibi, sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden dirilerek aşk ve bereket getirirler. Sonbaharda ölümleri aşk yüzündendir,​ kışı yeraltı ölüler ülkesinde geçirişleri aşk yüzündendir,​ ikbaharda yeryüzüne dönüşleri aşk yüzündendir. Sümerlerden Yunanlılara kadar çeşitli bölgelere ad değiştirerek süregelen bu temel efsanede aşk ve şehvet doğurganlığın,​ bereketin, bolluğun simgesi sayılmıştır. Doğal yılın en verimli ayı sayılan Temmuz ayı da adını burdan alır. Bu tanrının sevgili ya da karısı da Sümerlerde İanna ya da İnanas, Samilerde İştar ya da Aştart ya da Aştoret'​tir. Kimi anlatımlarda yeraltı ülkesine giden Temmuz değil, Aştart'​dır. Orada tutuklanmış,​ bu yüzdende yeryüzünde aşk ve bereket kalmamıştır. İnsanların ve hayvanların üremesi durmuş, bitkiler açmaz ve tohum vermez olmuştur. Tanrılar bunu önlemek için kadınsı bir erkeği yeraltına göndererek Aştar'​ın yeniden yeryüzüne dönmesini sağlamıştır. Akad anlatımlarındaysa İştar, genç kocası Temmuz'​u aramak için yeraltı evrenine iner. Sümer anlatımlarında İnanna, yeraltı evlerinden çıkabilmek için, kocası Dumuzi'​yi rehin bırakır. Ama bütün bu anlatımlarda tanrı ve tanrıçalar kış aylarını yeraltında,​ yaz aylarını yeryüzünde geçirirler;​ ölür ve yine dirilirler, ölmekle doğadaki canlılığa son verir ve dirilmekle doğayı canlandırırlar.+**Temmuz**: Sümer'​lerin Dumuzi'​sinin Sami'​lerdeki adı. Tamuz ve Tammuz biçimlerindede yazılır ve söylenir. Kaynağı Sümer tanrısı Dummuzi olan Temmuz giderek Anadolu'​da Attis ve [[efsane:Adonis]]'e dönüşmüştür. Bütün bunlar bitkilerin ölen ve yeniden dirilen tanrısı'​dırlar. Bu tasarım, doğanın sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden canlanışını simgeler. Bu tanrılarda doğa gibi, sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden dirilerek aşk ve bereket getirirler. Sonbaharda ölümleri aşk yüzündendir,​ kışı yeraltı ölüler ülkesinde geçirişleri aşk yüzündendir,​ ikbaharda yeryüzüne dönüşleri aşk yüzündendir. Sümerlerden Yunanlılara kadar çeşitli bölgelere ad değiştirerek süregelen bu temel efsanede aşk ve şehvet doğurganlığın,​ bereketin, bolluğun simgesi sayılmıştır. Doğal yılın en verimli ayı sayılan Temmuz ayı da adını burdan alır. Bu tanrının sevgili ya da karısı da Sümerlerde İanna ya da İnanas, Samilerde İştar ya da Aştart ya da Aştoret'​tir. Kimi anlatımlarda yeraltı ülkesine giden Temmuz değil, Aştart'​dır. Orada tutuklanmış,​ bu yüzdende yeryüzünde aşk ve bereket kalmamıştır. İnsanların ve hayvanların üremesi durmuş, bitkiler açmaz ve tohum vermez olmuştur. Tanrılar bunu önlemek için kadınsı bir erkeği yeraltına göndererek Aştar'​ın yeniden yeryüzüne dönmesini sağlamıştır. Akad anlatımlarındaysa İştar, genç kocası Temmuz'​u aramak için yeraltı evrenine iner. Sümer anlatımlarında İnanna, yeraltı evlerinden çıkabilmek için, kocası Dumuzi'​yi rehin bırakır. Ama bütün bu anlatımlarda tanrı ve tanrıçalar kış aylarını yeraltında,​ yaz aylarını yeryüzünde geçirirler;​ ölür ve yine dirilirler, ölmekle doğadaki canlılığa son verir ve dirilmekle doğayı canlandırırlar.
  
 **Utu**: Güneş-tanrı. Ud ya da Ut da denir. Mezapotamya metinlerde Babbar, Asur ve Hitit metinlerinde Şamaş adıyla anılır. Adalet-tanrı Kittu ve hak-tanrı Meşarru onun çocuklarıdır. Sümer zincirinde ilkin var bulunan su'dan An(Gök) doğuyor, sonra Ki(Toprak) ve bunalrın birleşmesinden Enlil(Hava) doğuyor, işte Nana(Ay)-Utu,​ (Güneş)-İnanna (Aşk ve savaş) onun çocuklarıdır. **Utu**: Güneş-tanrı. Ud ya da Ut da denir. Mezapotamya metinlerde Babbar, Asur ve Hitit metinlerinde Şamaş adıyla anılır. Adalet-tanrı Kittu ve hak-tanrı Meşarru onun çocuklarıdır. Sümer zincirinde ilkin var bulunan su'dan An(Gök) doğuyor, sonra Ki(Toprak) ve bunalrın birleşmesinden Enlil(Hava) doğuyor, işte Nana(Ay)-Utu,​ (Güneş)-İnanna (Aşk ve savaş) onun çocuklarıdır.
  
 **Utnapiştim**:​ Sümer'​lerin Nuh'u. Babil diliyle yazılan tabletlerde bu adla anılan tufan kahramanına Sümer'​lerin Ziusudra dedikleri sonradan anlaşılmıştır. Utnapiştim'​e Sümer'​lerin Nuh'u demekten daha iyisi Nuh'a Yahudilerin Ziusudra'​sı demektir, çünkü bu öbüründen onbeş yüzyıl öncedir. Şurrupak kentinde kralmış, bilgeymiş ve rahipmiş. Adının sözcük anlamı "​hayatı gören"​dir. Ubara-Tutu'​nun oğluymuş. Tufan'​ı atlattıktan sonra ölümsüzlüğe kavuşan ve tanrılarca Dilmun(Cennet)'​da yaşamasına izin verilen Utnapiştim aynı zamanda atası bulunduğu Gılgamış'​a ünlü su baskınını şöle anlatır: İnsanlar çoğalıp gürültü yapmaya başlamışlar. Tanrıların gözüne uyku girmez olmuş. Bunun üzerine insanları yok etmeyi planlamışlar. Tanrı Ea "​önceden verdiği sözü tutarak"​ bu karardan Utnapiştim'​i haberdar etmiş ve bir gemi yapmasını sağlamış. Geminin yapımı bitince tufan patlamış. Öğlesine korkunç bir kasırga başlamışki "​tanrılar bile korkularından göğün en yüksek katına kaçmışlar,​ orada sokak köpekleri gibi titreyerek duvar dibine sinmişler"​. Altı gün ve altı gün gece boyunca gök ve yer birbirine karışmış. Öyle ki " cennetin ve cehennemin tanrıları ağlayışıp durmuşlar"​. Yedinci gün başladığında tufan yatışmış,​ Utnapiştim'​in gemisi de Nisir dağının tepesine oturmuş. Orada gemiden inip adak kurbanını kesmişler. "​Tanrılar tatlı kokuyu alınca dağın başına sinekler gibi üşüşmüşler"​. Tufan'​ın düzenleyen tanrı Enlil çok kızmış, tanrı Ea'ysa kendisinin haber veridiği yadsımış ve "bilge kral Utnapiştim olacakları düşünde görmüş"​ deyip işin içinden sıyrılmış. Çaresiz kalan tanrılar toplanmışlar ve Utnapiştim'​le karısına ölümsüzlük bağışlayıp "çok uzakta"​ yaşaması için Dilmun'​a yerleştirmişler. Bu yüzden Sümer'​ler ona Uzaktaki de derler. **Utnapiştim**:​ Sümer'​lerin Nuh'u. Babil diliyle yazılan tabletlerde bu adla anılan tufan kahramanına Sümer'​lerin Ziusudra dedikleri sonradan anlaşılmıştır. Utnapiştim'​e Sümer'​lerin Nuh'u demekten daha iyisi Nuh'a Yahudilerin Ziusudra'​sı demektir, çünkü bu öbüründen onbeş yüzyıl öncedir. Şurrupak kentinde kralmış, bilgeymiş ve rahipmiş. Adının sözcük anlamı "​hayatı gören"​dir. Ubara-Tutu'​nun oğluymuş. Tufan'​ı atlattıktan sonra ölümsüzlüğe kavuşan ve tanrılarca Dilmun(Cennet)'​da yaşamasına izin verilen Utnapiştim aynı zamanda atası bulunduğu Gılgamış'​a ünlü su baskınını şöle anlatır: İnsanlar çoğalıp gürültü yapmaya başlamışlar. Tanrıların gözüne uyku girmez olmuş. Bunun üzerine insanları yok etmeyi planlamışlar. Tanrı Ea "​önceden verdiği sözü tutarak"​ bu karardan Utnapiştim'​i haberdar etmiş ve bir gemi yapmasını sağlamış. Geminin yapımı bitince tufan patlamış. Öğlesine korkunç bir kasırga başlamışki "​tanrılar bile korkularından göğün en yüksek katına kaçmışlar,​ orada sokak köpekleri gibi titreyerek duvar dibine sinmişler"​. Altı gün ve altı gün gece boyunca gök ve yer birbirine karışmış. Öyle ki " cennetin ve cehennemin tanrıları ağlayışıp durmuşlar"​. Yedinci gün başladığında tufan yatışmış,​ Utnapiştim'​in gemisi de Nisir dağının tepesine oturmuş. Orada gemiden inip adak kurbanını kesmişler. "​Tanrılar tatlı kokuyu alınca dağın başına sinekler gibi üşüşmüşler"​. Tufan'​ın düzenleyen tanrı Enlil çok kızmış, tanrı Ea'ysa kendisinin haber veridiği yadsımış ve "bilge kral Utnapiştim olacakları düşünde görmüş"​ deyip işin içinden sıyrılmış. Çaresiz kalan tanrılar toplanmışlar ve Utnapiştim'​le karısına ölümsüzlük bağışlayıp "çok uzakta"​ yaşaması için Dilmun'​a yerleştirmişler. Bu yüzden Sümer'​ler ona Uzaktaki de derler.
 +
 +~~DISQUS~~