Arnavut Mitolojisi

  Mitoloji

Arnavut inanç ve gelenekleri Antik Çağ’da gerçekleşen Slav ve Roma istilalarının yanı sıra kuzeyden Katolik güneyden Ortodoks Hıristiyanlığın, Osmanlı döneminde ise tüm ülkede İslam’ın yayılışında büyük ölçüde etkilenmiştir. Arnavut mitolojisi insan ve hayvanların birbirlerine dönüştüğü söylenceleri ile tarihi kahramanlık destanlarından meydana gelmekteydi.

Bu söylencelerde bahsi geçen doğaüstü yaratıkların en önemlileri hava perileri (shtojzavalle), dağların su perileri (nuset e malit), ırmak tanrıçaları (keşete), devler (baloz gogol ve katalla), yeraltı cüceleri (thopç), kurt adamlar (karkanxhol), hortlaklar (Kukuth, lügat, vurkollak), parmak boyunda insanlar (kacilmic) ve ejderhalar (kuçeder) ve ateş saçan canavarlardır (lubi). Büyük ölçüde pagan nitelikli ve tanrılardan ziyade kahramanlar ve doğaüstü yaratıkların öykülerini içeren bu öykülerde ev anası (nana e votres) olarak anılan koruyucu dişi ruh insan veya yılan formuna bürünebilmekte ayrıca erkekler ayı, geyik ve baykuşa kadınlar ise guguk kuşu, kumru veya gelinciğe dönüşebilmekteydi. Arnavutların gök ve yer üzerine yemin etme geleneğinden, ateşe tükürmeme tabusundan ve kan davasında öldürülen birisinin vurulduğu yere taş yığma gibi geleneklerinden pagan dönem tanrılarının izleri aranabilirse de Arnavut söylencelerinin tanrılardan ve öte dünya inancından arınmış olduğu söylenebilir. En önemli söylence kahramanları ise gerçek tarihi bir karakter olan Georges (Gjergj) Castrioti’nin (1405-1468) olağanüstü güçlü bir deve dönüştürülmüş formu olan İskender Bey (Skanderbeg) ile özellikle lahute adlı kemane eşliğinde ozanlarca söylenen türkülere konu olan Muj ve Halil ikilisidir.

İskender Bey (Skanderbeg) Söylencesi

Arnavut halk edebiyatının efsanevi kahramanı İskender Bey (Skanderbeg) veya Gjergj Kastrioti 15. yüzyılda Osmanlıların bölgeyi işgaline karşı 25 yıllık bir direnişe önderlik yapmış, pek çok efsane ve halk şarkısına konu edilmiştir. 1444 Haziran’da Ali Paşa’nın komutasındaki 25 bin kişilik Osmanlı ordusu, Arnavutluk’a Drin Vadisi’nden girmiş, Skanderbeg’in ordusuyla 29 Haziran günü Dibra bölgesinde karşı karşıya gelmiştir. Skanderbeg, gücünü üçe bölüp, ustaca manevralar yaparak Ali Paşa’nın kuvvetlerini tuzağa düşürmeyi başarmıştır. Skanderbeg’in çağdaşlarından İtalyan tarihçisi Antonio Sabeliko (1436-1506) kahramanın konu edildiği halk şarkılarının halkın duyduğu sevgi ve hayranlıktan beslendiğini ifade etmiştir. Skanderbeg’in 17 Ocak 1468’deki ölümünden sonra ve özellikle son direniş kalelerinden sonra, Kruja ve İşkodra (Shkodra 1478-79) Osmanlıların elinde geçmiş, Osmanlı yönetiminde yaşamak istemeyen Arnavut halkının bir bölümü Güney İtalya’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Scanderbeg efsanesi ve şarkıları İslam’a geçen bölgede unutulurken Arbëresh adıyla anılan İtalya’ya giden Arnavutlar tarafından yaşatılmış ve kaydedilmiştir. İlk olarak Arnavut asıllı şair Jeronim De Rada, “Napoli ve civarındaki Arbëresh yerleşimlerinden toplanan Rapsodie d’un poema albanese “adlı koleksiyonunda, Skanderbeg için yapılmış şarkıları ilk yayınlamıştır (1866). “Skanderbeg ve Ölüm” koleksiyonunda 8 şarkı bulunmaktadır:

Kaynak: Özhan Öztürk

Bir yorum yaz